Haberler


Döneri hak ettigi mevkiye çıkartabiliriz

Şirketiniz ve çalışmalarınız hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
Ay Piliç, uzun senelerdir özellikle Piliç ürünlerinin işlenmesi ve ticareti konusunda uzmanlaşmıştır. Sektörü yakından takip ederek piyasada bir karşılık bulmaya ve yavan bir esnaf - müşteri ilişkisinden ziyade adeta bir çözüm ortağı olmaya gayret ediyoruz. Son tahlilde gastronomi çevrelerinden ve mevcut müşterilerimizden daha geniş bir ürün yelpazesi konusunda bir talep olduğunu tespit ettik ve bu talebe bir karşılık vermek amacıyla ürün çeşitliliğimizi artırmaya karar verdik, şu an bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz. Aynı zamanda Ay Piliç, çağın gerekliliklerine de ciddi bir önem vermekle beraber; dijitalleşme, online hizmetler ve E-Ticaret alanlarında yatırımlar yapıyor, sektörün öncülerinden olmayı hedefliyor. Gerek kurumlar arası ticarette, gerekse son müşteriye (hanelere) ulaşarak, müşteri memnuniyeti odaklı bir anlayışa sahibiz.
Yaklaşık 700 kalem gastronomi ve gıda ürünü içeren yeni katalog çalışmamız ile bu amaca yönelik icraatlerimize start verdik. 1 Eylül'den itibaren Ay Piliç, müşterileri için yepyeni, müşteri dostu bir genel katalog yayınladı.
"Her şey tek elden" parolası ile haftanın 6 günü (Pazartesi - Cumartesi) uygun fiyat, tazelik ve kalite garantili teslimatlarla hizmetlerimize devam ediyoruz.
Bununla birlikte www.aypilic.at sitesi üzerinden müşterilerimiz artık mevcut bütün ürünlerimizi çevrimiçi olarak da uygun fiyatlara kısa süreli teslimat güvencesiyle sipariş edebilirler. Cazip fiyatlara kaliteli ve hızlı hizmet müşterilerimiz için açık bir avantajdır ve bu sayede Ay Piliç güvenilir bir partner haline gelmiştir.

-Pandemi, sektörü nasıl etkiledi?
Maalesef sadece etkilemekle kalmadı hayatımızın önemli bir parçası oldu! Ticaretimiz ve sosyal hayatımız azami düzeyde sekteye uğradı ve zaten kırılgan olan piyasada ciddi bir belirsizliğe sebep oldu. Açıkçası bizim müşteri portföyümüzün en önemli kısmını oluşturan gastronomi işletmelerine uygulanan kısıtlamalar sebebiyle bizim de iş hacmimiz paralel olarak kritik düşüşler yaşadı. Çalışma saatlerimizi, personel sayımızı duruma adapte etmek durumunda kaldık. Devletin farkı kurumlarının ve Ticaret Odası’nın işbirliği içerisinde önümüze sunduğu farklı programlardan faydalanmaya çalıştık ve minimum hasarla süreci atlatmayı planlıyoruz. Lakin, kayda değer bir devlet desteğinden bahsetmek çok güç. Daha çok kendi çaba ve önlemlerimizle ayakta kalmaya çalışıyoruz.

-Kriz başlayınca ne gibi tedbirler aldınız?
İlk etapta bir şok etkisi yaşamadık değil, vaziyetin bu denli ciddi noktalara geleceğini düşünmüyorduk. Her ne kadar hazırlıksız yakalansak da durumun ciddiyetini anlar anlamaz çok hızlı reaksiyon göstermeye çalıştık. Bu krizin başka iş modellerinin önünü açacağının farkındaydık. Kendi uzmanlığımız ve çağın teknolojilerini harmanlayarak iş modelimizi geliştirmeye çalıştık. Bunun için dijitalleşme ve E-Ticaret alanında yenilikler yaptık. Sadece kurumlar arası ticaretin bu süreçte yetersiz olacağının farkına varıp, son müşteriye ulaşmanın yollarını aradık. İnternet sitelerimizi, Online Alışveriş platformlarımızı güncelledik veya sıfırdan oluşturduk.

-Gastronomi sektörü pandemiden nasıl etkilendi?
Turizm odaklı bir Avrupa şehri olan şehrimiz Viyana’da yeme-içme sektörü ciddi bir yara aldı. Ayakta kalmayı başaramayan bir çok işletme çareyi kepenk kapatmakta buldu. Bir şekilde ayakta kalmayı başaranlar ise yaralarını sarmaya çalışıyor. Belirsizlik ve durgunluk hakim olmasına karşın, yenilikçi olanlar, yeni fikirlere zihinlerini alıştıranlar krizi fırsata dönüştürebilir. Müşterilerin satın alma alışkanlıkları bariz bir şekilde değişti, evden hizmet almaya alıştılar. Onları yakalayabilmek, onlara hitap etmeye çalışmak günümüzde en akıllı seçenek gibi duruyor.

-Gastronomi sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Pandemi süreciyle birlikte sektörün aktörleri, ki buna biz de dahil ciddi bir tehdit altındayız. Bu gerçekliği görmezden gelmek makul bir yaklaşım olmayacaktır. Bir problemi çözmek için evvela problemi kabul etmek gerekir, diye düşünüyorum. Gastronomide bir gelecekten söz etmek için ise öncelikle normalleşme sürecine girmemiz gerekiyor. Çünkü tedarik zincirlerindeki aksamalar, virüsün sebep olduğu hijyen sorunsalı ile restoranlara duyulan güvenin azalması su an içinde bulunduğumuz durumda yeme-içme işletmelerinin planlarına kast ediyor.

-Hizmet alanınız nereleri kapsıyor?
Şimdilik işletme stratejisi olarak bölgesel alanda faaliyetlerimize ağırlık vermeyi tercih ediyoruz. Lakin ileriye dönük uluslararası çalışma konusunda planlarımız var.

-Dönerin fast-food yiyecekler arasındaki konumu bundan sonra nasıl olur?
Bana göre, Döner ürün kalitesi ve marka olarak hakettiği konumda değil. Bu konularda bir standart yakalamak için çalışmalar yapan biri olarak, mevcut durumumuzdan çok daha ileriye gidebilir, ürünümüzü hakettiği mevkiye çıkarabiliriz.

-Müşterilerinizin sizi tercih etmelerinde ki önemli sebepler nelerdir?
Müşterilerimizle ilişkimizi kurarken en önem verdiğimiz ilkeler, güvenilirlik ve kalitedir. En ufağından, irisine bütün müşterilerimizin talep ve problemlerine çözümler sunmakta uzmanlaştık, sektörün nabzını her daim kontrol ederek dürüst bir ticaret peşindeyiz. Ürün bazında ise, bölgede bizim sunduğumuz hizmeti sağlayabilecek nitelikle bir rakip tanımıyoruz.

-Tüketicilere tavsiyeleriniz nelerdir?
Öncelikle güncel gündemle alakalı olarak, sağlıklarına dikkat etmelerini, temel hijyen ve mesafe kurallarına uyarak duyarlı birer tüketici olmalarını temenni ederim. ‘’Müşteri velinimetimizdir’’ klişesi aslında çok doğru ve haklı bir tespittir. Müşteri ne kadar kaliteye özen gösterir, beklenti ve taleplerini ona göre ayarlarsa, sektör de kendini aynı oranda geliştirir, geliştirmek zorunda kalır.

Kasım 2020



Döneri hak ettigi mevkiye çıkartabiliriz